Okyanusun Derinlerindeki Gizemli Çukur: Mariana Çukuru



Yazının altında acelesi olanlar için özet bilgi mevcut, ama biz yine de hepsini okumanızı öneriyoruz :)

mariana çukurunun derinliği, mariana çukurunun gizemi
Üzerinde yaşadığımız gezegen o kadar dinamik ki hala evrilmeye ve iç sıcaklığını korumaya devam ediyor. Bu sayede kendini yenileyip üzerinde yaşam olmasına olanak sağlayabiliyor. Hadi bir an için kendinizi yer kabuğunun altında hayal edin...  Sizce orada olanlarla yukarıda gerçekleşenlerin bir ilişkisi var mıdır? Dünyadaki onca doğa harikası nasıl içerideki kaosla meydana gelebilir ki? Gelin, bu konuda akla gelen ilk örneklerden biri olan Mariana çukurundan bahsedelim. Mesela, o çukurun nasıl oluştuğunu, hangi ilginç canlıların yaşadığını ve ne özellikler taşıdığını sizlere anlatalım.

mariana çukurunun konumu

Nerede Bu Mariana Çukuru? 

Mariana çukuru, Büyük Okyanus'un batısında bulunan Mariana Adalarının en büyüğü ve en güneyindeki ada olan Guam Adası'nın güneybatısında yer alıyor. Şimdi de Mariana çukurunu biraz daha yakından tanıyalım. Mariana çukuru, gezegenimizdeki en derin noktadır ve bu rekorluk derinlik de 10.994 metredir. Hatta  Dünya’nın en yüksek noktasına sahip olan Everesti kökünden alıp Mariana çukurunun dip noktasına atsak bile hala yüzeyden 1 km derinlikte Everest’in dolduramadığı boşluk kalmış olur. Boyutlarını inceleyecek olursak; bu çukurun yüksekliği 2542 kilometre olmakla beraber genişliği ise 69 kilometredir.

Bildiğimiz gibi, yer kabuğu levha denilen parçalardan oluşur. Bu levhalar okyanusal ve kıtasal levha olmak üzere ikiye ayrılır. Mantoyu bir deniz gibi düşünürsek, levhaları da bu deniz üzerinde yüzen gemiler olarak hayal edebiliriz. Manto kendi içerisinde sürekli bir döngü içerisindedir. Manto tabakasının üstü soğudukça yoğunluğu arttığı için dibe çöker, aynı zamanda altta ısınanlar da yoğunluğu azaldığından yukarı çıkar. İşte bu da konveksiyonel akıntıları oluşturur. Konveksiyonel akıntılar, Dünya’nın iç sıcaklığının korunmasında ve levhaların hareketinin altında yatan en büyük faktördür.


Mariana Çukuru Nasıl Meydana Geldi?

Mariana çukurunu oluşturan olay, iki okyanusal kabuğun birbirine yaklaşması sonucu meydana gelen çarpışmadır. Kıtasal ve okyanusal kabuklar çarpıştıktan sonra yoğun olan okyanusal kabuk diğerinin altına dalmış ve çok derin bir çukur oluşturmuştur. Jeologlar, okyanusal levhalardan birine Pasifik Levhası, diğerine ise Mariana Levhası adını vermiştir. Zaten çukur da bu levhaların sınırındadır yani aynı zamanda deprem, tsunami, volkanizma gibi tektonik (içsel; yani magmaya, levhalara vb. bağlı olan) olayların sık sık yaşandığı bir bölgededir.
  

Mariana Çukuru'nda Hangi İlginç Canlılar Yaşamını Sürdürüyor?

Mariana çukuru o kadar derindir ki 1 kilogram metali yüzeyden bırakırsanız en derin noktasına ulaşması yaklaşık 1 saati alır. Bu kadar şeye rağmen Mariana’nın en derin noktasında canlı hayatına dair izler vardır. Özellikle yüksek basınç, yüksek sıcaklık gibi ekstrem koşullarda yaşamayı seven canlı türleri için ideal bölgelerdendir. Bu canlıların yanında türlü türlü mikroorganizma, balık ve yengeç türlerine ev sahipliği yapan Mariana çukurunun dip noktasındaki basınç, bizim yaşadığımız yer olan yeryüzüne göre 1000 kat daha fazladır. Bu kadar yüksek basınca toleransı olan balıkların yaşam sürelerinin çok uzun olduğu ve bu canlıların da Dünya üzerinde yaşanan en eski jeolojik devirlerden kalma olduğu saptanmıştır. Burada yaşayanlar balta, futbol, fener, ejderha, barreleye, pençediş gibi balık türleri ve fanfin deniz şeytanı, ışıklı denizanası, benthocodon gibi canlılardır.


mariana çukurunda hangi canlılar yaşıyor








İnsanoğlu Mariana Çukuru'nun Dibini Görebildi mi? 

Tabii ki hiçbir şeyde sınır tanımayan insanoğlu bunu da başarabildi. 23 Ocak 1960’da Mariana çukuruna ilk dalış, İsveçli bilim insanı Jacques Piccard ve yanında ABD Donanması’ndan Teğmen Donald Walsh tarafından gerçekleştirildi. Daha sonra 25 Mart 2012’de Avatar, Titanic ve Terminatör gibi başarılı filmlerin arkasında olan yönetmen James Cameron,  “Deepsea Challenger” adlı denizaltısıyla Mariana çukurunun en derin noktasına tek başına inmeyi başardı. 156 dakikada dibe inmeyi başaran Cameron, orada 3 saat boyunca araştırma yaptı ve dipteki nesneleri, canlı formlarını keşfetti. İşin ilginç tarafı beklenen süreden daha kısa bir süre olan 70 dakika içerisinde yüzeye çıkmayı başardı. Bunun sonucunda Cameron, yeryüzünün en derin noktasına tek başına inmeyi başaran ilk insan olmakla beraber, çektiği fotoğraflarla iki yeni canlı türünün de keşfedilmesini sağlamıştır.


James Cameron, Denizaltı keşfi

Son olarak 13 Mayıs 2019’da ABD’li denizaltı kaşifi Victor Vescovo, Mariana çukurunun 10.927 metre derinine indi ve çukurun neredeyse dibi olan o noktada 4 saat boyunca araştırma yaptı. Araştırmaları esnasında orada farklı deniz canlıları, renkli kayalar ve en dikkat çekici olanı ve merak uyandırıcı olanı ise plastik poşet ve şeker ambalajları buldu. Bu belki de insanoğlunun doğaya ne denli zarar verdiğinin bir göstergesi olmuştur. O derin çukuru bile çöplerimizle kirletmeyi başardıysak, orada hiç bilmediğimiz deniz canlıları bile çöplerimizle beraber yaşamak zorunda kalıyorsa, bence hepimizin başımızı öne eğip düşünmesi gerekir.


mariana çukurunda ne bulundu






Özet

Dünya’nın en derin noktasına sahip olan Mariana Çukuru'nun derinliği 10.994 metredir ve bu çukur, Dünya’nın iç yapısından kaynaklanan hareketlilikler sonucunda oluşmuştur. Çukurun dibinde yüksek basınçta yaşayabilen bazı türler, bakteriler ve daha birçok canlı türü yaşamaktadır. Dipte yaşamasa da belirli bir derinlikte yaşamını sürdüren fenersiler, fener, ejder ve futbol balıkları gibi eski jeolojik devirlerden kalma canlılar da yaşamaktadır. Çukura ilk dalış 1960 yılında İsvçeli bilim adamı Jacques Piccard ve ABD Donanması’ndan Teğmen Donald Walsh tarafından gerçekleştirildi. Daha sonra 2012’de ünlü yönetmen James Cameron, Dünya’nın en derin noktasına tek başına inmeyi başaran ilk insan olmuştur ve iki yeni canlı türünü keşfetmiştir. Daha sonra 2019’da Victor Voscovo Mariana çukuruna daldığında orada plastik poşetler ve şeker ambalajlarına rastlamıştır. Bence bu, insanoğlunun doğaya verdiği zararın önemli kanıtlarından sadece bir örnek...


Yorum Bırakmayı Unutma Lütfen :)

Yorumların bizim için değerli. Yazıyı okuduktan sonra yorum yaparak Bilim Ayısı'nın içerik kalitesine katkıda bulunabilirsin. Bu sayede biz de daha kaliteli içerikleri seninle daha hızlı paylaşabiliriz.

Sol üst köşedeki oka tıklayarak Anasayfa üzerindeki sosyal medya ikonlarından sosyal medyada bizi bulabilir ve ilgi çekici paylaşımlarımızı takip edebilirsin.

Bilim Ayısı başlığı altından e-posta ile abone olarak yayınladığımız yeni içeriklerden ücretsiz haberdar olabilirsin.


Aklına takılan ve senin için araştırıp yayınlamamızı istediğin ne varsa yoruma konusunu bırakabilir ya da anasayfadaki "İletişim" menüsünden bize ulaşabilirsin.

KAYNAK

    

Yorumlar

Sosyal Medyada Takip Et!